AY YILDIZ’A GÜZELLEME

Ne kadar büyük ve görkemli olduğuna hiç dikkat ettiniz mi? Yüksek ihtimalle her hafta, belki de her gün önünden geçiyorsunuz. Hatta belki bir günde birkaç kez. Avrupa yakasından Anadolu’ya varır varmaz Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün sağındaki Otağtepe’nin üzerinde geleni gideni selamlıyor. Çok yalnız duruyor. Tek başına. Çevresindeki çam ağaçlarının arasından boynunu çıkarmış kırmızı bir zürafa gibi. Yakından bakınca neredeyse bir siteyi kaplayacak kadar geniş olduğunu fark ediyorsunuz. Küçükken 23 Nisan’larda, 19 Mayıs’larda, 29 Ekim’lerde, “Keşke bu sefer ben taşısam,” diye düşündüğünüz kardeşleri gibi değil. Gölgesi bir dağınkiyle yarışır. Üzerine asılı olduğu gri demir direği iki kişi ancak kucaklayabilir. Arşa ulaşacak kadar uzun üstelik. Havanın güzel olduğu günlerde bulutlara deyiverecekmiş gibi görünüyor. Tam dibinden baktığınızda en tepesini seçmekte zorlanabilirsiniz. Size devler ülkesindeki Güliver’mişsiniz gibi hissettireceğine bahse girerim. Rüzgarla birlikte dalgalandıkça ürtütücü bir ses çıkartıyor. Biraz uzun süre kulak kabartırsanız kendi içinde bir ritmi olduğunu fark edeceksiniz. Vuuuu vuuuu. Sanki bu itme gücüne yenik düşüp ortasından yırtılacakmış gibi oluyor. Sonra rüzgar içini bir paraşütmüş gibi dolduruyor. Esen yelin yönü değişince birden duruma uygum sağlıyor koca kumaş. O kadar çok hareket ediyor ki üzerindeki  figürler görünmüyor çoğunlukla. Oysa bu beyaz sembollerin söylemek istediği ne kadar çok şey var. Tıpkı başka memleketlerdeki benzerlerindeki gibi yıldız demokrasiyi temsil ediyor. Yıldızın beş köşeli olması Orta Asya köklere bir gönderme. Ay İslam’ın sembolü. Ama diğer Müslüman ülkelerin kullandığından küçük bir farkı var onun ayının. Hilal. Yani yenilenmenin göstergesi. Kırmızı renginin kodları, Pantone 186 ve RGB (227, 10, 23). O böyle özgürce dalgalanabilsin diye uğruna dökülen kanları, vatan toprağınının ne zor kazanıldığını hatırlatıyor bu parlak renk.

Bütün gün güneşin altında, kışın yağmurda, karda duruyor da nasıl solmuyor acaba? Belli ki birileri çok iyi bakıyor ona.

Bizimkinin gözü daima Boğaz’ın diğer yakasında süzülen ikiz kardeşinde. Birbirlerine, “Her şey yolunda. Ben buradayım,” diye selam yolluyorlar rüzgarlarla dans ederek. O kadar eminiz ki hep orada durduğuna, kimsenin ilgisini çekmiyor artık. Şehre ilk kez gelen turistlerin, Boğaz’dan ilk kez  geçenlerin dikkatlerini topluyordur büyüklüğü. Bizimkini atlasalar bile ikizini görecekleri garanti. Güneş tam üzerine geldiğinde pırıl pırıl parlıyor. Sanki kumaşı simli gibi. Bazen de, özellikle güneşin batmasına yakın sanki kızıl bir deniz gibi duruyor uzaktan. Azıcık çırpıntılı. Hani birazdan güneş onun sularına bırakıverecek gibi kendini. Sisli havalarda direği görünmediğinde, dikkatli bakmazsanız kırmızı bir bulut sanabilirsiniz.

Ona benzeyen ilk atası Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Mesud tarafından Osman Bey’e gönderildiğinde rengi beyazmış bu nazlı kızın. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’nda yeşile dönmüş. Şimdikine en yakın görünen akrabası III. Selim zamanında kullanılmış. Bizimkinin beş köşeli yıldızının yerinde o zaman sekiz köşelisi parlıyormuş. Abdülmecid döneminde yıldızın köşeleri beşe düşmüş. Şimdi kullandığımızın özellikleri ise 28 Temmuz 1937 tarihli bir kararnameyle düzenlenmiş. Öyle aylı, yıldızlı, kırmızı şeklinde tarif etmek yetmez onu. Detay çok: Eni boyunun birbuçuk katı olacak. Ay ve yıldızın meydana getirilmesi için çizilen çemberlerin merkezleri eksen üzerinde bulunacak. Ayın iç çemberinin çapı bayrağın eninin onda dördüne eşit olacak. Ayın ağzı uçuş yönüne bakacak.

Tüm bu detayların farkında olmayabilirsiniz. Hiç dert değil. Peki ya asıl önemli olan hatırlattığı vatan ve bağımsızlık coşkusu? İşte onu hissetmemek mümkün değil. Şimdi 30 Ağustos haftasında bağımsızlık çoşkusu 98 yıl sonra hâlâ damarlarımızda dolaşıyorken, hazır evlerinizin balkonlarına bu kırmızı güzelin bir örneğini asmışken, bir de Boğaz’ın koruyucularına da bir dikkat ediverin. Bakalım size neler hatırlatacaklar?

0 Replies to “AY YILDIZ’A GÜZELLEME”