BİR IŞIK VAR MI? KİM GÖRÜYOR? NEDEN?

Ölümden sonraki yaşam her dönemde insan oğlunun ilgisini çekmiş. MÖ 380 yılında başından geçen bir olayı anlatan Platon’u bu konuda yazan ilk insan olarak düşünebiliriz. Dünyanın pek çok ülkesinde Ölüme Yakın Deneyim yaşanlar internet sitelerinde, forumlarda bir araya geliyorlar. Aralarında Sharon Stone’dan Elizabeth Taylor’a uzanan ünlüler de var. Kendisi de benzer bir tecrübe yaşamış olan Kerim Urallı’nın kurduğu isigigordum.com isimli internet sitesi Türkiye’den bu deneyimi yaşayanların hikayelerine yer veriyor. Harvard’lı beyin cerrahi Dr. Eben Alexander III de kendi deneyiminin ardından olaya bilimsel araştırmalarla katkıda bulunuyor.

Near Death Experince / Ölüme Yakın Deneyim bir Hollywood filmi ya da bir masal değil. Bu deneyimi yaşayanların hikayelerini anlattığı internet siteleri ve televizyon programları yurt dışında çok ilgi görüyor. Sharon Stone’dan Elizabeth Taylor’a uzanan tanınan isimler de benzer deneyimler yaşadıklarını anlatıyorlar. Kimisi beyaz bir ışık gördüğünü söylüyor, kimisi ışığın mavi olduğu iddiasında. Bir tül perdenin arkasında başka bir hayattan söz eden de var. Kısa süre önce isigigordum.com isimli bir internet sitesi kuran Kerim Urallı, bu tecrübeyi yaşamış insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Siteye girip yaşadıklarınızı paylaşabiliyor ve sizinle benzer deneyimleri olanlarla irtibata geçebiliyorsunuz. Amaç yaşamdan sonra neler oluyor? Sorusuna bir adım daha yaklaşmak. Kerim Urallı’ya merak ettiklerimizi sorduk.

Ölümden sonraki yaşama ilginiz ne zaman başladı?
Gençliğimde başladı. Hayatı gerçekten anlamak için sonsuzluğun ne anlama geldiğini araştırmam gerektiğini hissediyordum. İnsanların niye bu konuda uzak durmaya çalıştıkları ve sanki yokmuş gibi davranmaları merakımı arttırdı. Böylece konunun içine daldım. Benim lise çağımdan itibaren hem internet görsel, yazılı ölüm ötesi deneyimleri hem de bizzat yaşayanların deneyimleri adeta yağmur gibi yağmaya başladı dünyanın her yerinde. Ben de çoğunu okudum ve izledim diyebilirim rahatlıkla. Bu konuda acayip bilgilendim.

Sizin benzer bir tücrübeniz var mı?
Evet var. Benim de minik bir kanser deneyimim olmuştu fakat bunu Allah’ın mucizesiyle çok hızlı bir şekilde atlatmıştım. Burada deneyimim olmadı fakat bir gece rüyamda olağanüstü bir deneyim yaşadım. Ölüm ötesi deneyimler illaki ölüm anında ve öncesinde olması gerekmiyor. Bazen onlara benzer deneyimleri rüyalarımızda da yaşıyoruz. Ama tabi ki arada kocaman bir fark var. Bunları yaşayanlar çok iyi bilirler ki bunlar rüya değil gerçekten daha gerçek unutulmaz deneyimler.

Tecrübeniz sırasında nasıl bir ruh halindeydiniz?
Özeti şöyle. İki kedim var biri Osman biri Fatma. Hep beraber mutlu bir şekilde yaşıyorduk. Ta ki Fatma, bir gün içinde rahatsızlanıp, tahminimiz nörolojik bir komplikasyon ile felç geçirip, kör olup 3 gün içinde vefat edene kadar. Bu beklenmedik olay damdan düşer gibi hayatıma girdi ve beni psikolojik olarak tahrumar etti. Gece geç saatlerde veterinere gitmeler ve saatlerce serum başında beklemeler. Ve Fatma’nın bitap halleri gerçekten kalbimi acayip şekilde kırıyor ve beni derin bir hüzün denizine itiyordu.
Ve sonunda da elimizden gelen herşeye rağmen Fatma sonunda pes etti ve vefat etti. O anı unutamam veterinerdeydik pazar akşamı saat 10 civarıydı. Ve Fatma’nın ölmesiyle ben inanılmaz bir şekilde yere oturup ağlamaya başladım. O kadar ki belki hayatımda bu kadar içten ve hıçkırararak ağlamamıştım. O kadar sevdiğim ve alıştığım ve canımın br parçası ölmüştü.
Bundan sonraki 2 gün ve gece de hissiyatım böyle devam etti. İşe gidip geliyordum, hayatım devam ediyordu ama inanılmaz hüzünlü bir şekilde ve Fatma’nın vefatından dolayı kendimi suçlayarak…
Fakat sanırım Salı akşamı kendi deneyimimi yaşadım. Hepsini hatırlamıyorum ve hatırladığımdan daha uzun bir deneyim, vizyon yaşadığıma eminim. Ama bana sadece bu kısmı bir hediye olarak bırakıldı. Sanırım daha fazla üzülmemem için.

Tam olarak neler hissettiniz?
Muhteşem kocamanlıkta bir güneş düşünün. O güneş sanki bir taş atımlık mesafe kadar yakın olsun size. Güneşin okları ve içi dışı tamamiyle sevgi ve çok yüksek duygular olsun. Hatta o güneş yaşamın ta kendisi gibiydi. Çok çok çok güzel bir kaynak gibi. Ve o güneşin önünde Fatma vardı. Bana arkası dönüktü ve güneşe doğru yürüyordu. Ben arkasından ağlayarak onu uğurluyordum. “Fatmam, canım Fatmam biliyordum sen ölmedin yaşıyorsun! Seni çok çok çok seviyorum. Sen burdasın ve seni görüyorum ama git ışığa, hoşçakal, yaşamına orada mutlulukla devam edeceksin görüyorum. Seni çok çok seviyorum. Teşekkürler çünkü senin ölmediğine ve yaşadığına eminim artık.” Hıçkırarak ve seni seviyorum hoşçakal diyerek uyandım. Ama hüzünün esamesi okunmuyordu. Bilakis sevgi ve enerji doluydum. Emindimki tek gerçek o güneşti, hayat ise asıl rüyaydı. Bir süreliğine bu hayata dalıyorduk ve ikilik dünyasında. Yaşam ve ölüm, sıcak ve soğuk, küçük ve büyük şeylerle zaman geçirip belki de büyüyorduk. İnsanlık bu demekti… Ötesi ise muhteşem ve sonsuz ve zarif ve güçlü bir SEVGİ GÜNEŞİ….

isigigordum.com’u kurmaya ne zaman ve neden karar verdiniz?
www.isigigordum.com sayfasını sevgili dostum Murat ile birlikte geçen sene kurduk. Ama konuyu birbirmize açtığımızda fark ettik ki aslında bunun hayalini yıllardır ikimiz de kuruyormuşuz. Bu websayfası ve içindeki gerçek deneyimler bizce çok önemli çünkü ölümün çevresindeki korku enerjisini yok ediyor. Çok enteresan bir şekilde ölüm korkusu olmayan bir insanın daha özgür ve mutlu olacağını ve kendi hayatına daha sevgiyle yaklaştığını görüyoruz. Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa nasıl yaşardın? Aslında korkunun her türü bir ilüzyonsa?

Bu zaman içinde kaç kişi giriş yaptı?
Şu ana kadar 8 yerli girişimiz oldu. Websayfamızda yayınlanan deneyimlerin yabancılara ait olmasını istemiyoruz bu topraklardan gelsin ve bu topraklardaki insanlara hitap etsin istiyoruz. Gelen deneyimler noktasına virgülüne dokunmadan yüklüyoruz. 

Hikayeleri hangi kriterlere göre onaylayıp siteye koyuyorsunuz?
Aslında tek kriter Murat ve benim bu konudaki bizzat deneyimlerimiz. Gelen hikayenin gerçek olup olmadığını okuduktan sonra hemen anlıyoruz. Deneyimli bir şef bir malzemenin taze mi bozuk mu olduğunu hemen anlaması gibi.

Gelecek için nasıl bir planınız var?
Tüm Türkiye’nin bu konu hakkında bilgi sahibi olması ve bu konunun gündeme taşınarak herkes tarafından özgürce değerlendirilmesi. Herkes kendi kararını versin istiyoruz.

IŞIĞI GÖRENLER ANLATIYOR

Murat Ç.

Deneyim tarihi:  2002

Deneyimi yaşadığı zamanki yaşı: 25

Deneyimin yaşandığı şehir: İstanbul

Cinsiyet: Erkek

O dönemde nasıl bir ruh hali içindeydiniz?
Bir yaz akşamında arkadaşlarımla dışarıda gezdikten sonra eve döndüm ve evdeki çekyata uzandım. Kesinlikle uykum yok, uyumuyorum hatta yorgun bile değilim. Biraz sonra bilgisayarımı açıp müzik dinleyeceğim, bunun planlarını yapıyorum.

Işığı görme hikayenizi anlatır mısınız?
Saniyenin onda biri kadar kısa bir sürede kalbimin teklediğini ve nefes alamadığımı hissettim. O anda sanki benliğim vücudumdan çekilmiş gibi bir duyguyla zaman ve mekan duygusunu kaybettim. Artık başka bir alemde, farklı bir gerçeklik seviyesindeydim. Bu deneyimin yazıya aktarmak zor, çok zor.

Tam olarak ne hissettiniz?
Sanki 20 küsür yıllık hayatımda gördüğüm her şey bir rüyaydı ve o anda herşeyi daha iyi algılayabiliyordum. “Görüyordum”, “duyuyordum” demiyorum çünkü görmek ve duymak kavramlarından daha güçlü bir algı biçimine sahiptim, sadece “biliyordum”. Algım, dünyevi algılarıma oranla çok daha “net” ve “gerçek”ti.  Tıpkı belli belirsiz bir rüyadan uyandığınızda her şeyin biraz daha net ve gerçekçi olması gibi, sanki yaşam uykusundan uyanmıştım. Hangi Near Death Experience deneyimini okursanız okuyun, şu cümleyle karşılacaksınız: “Tarifsiz, kelimlerle anlatılamayacak kadar sonsuz bir aşk duygusu.” Benim de bu yazıyı yazarken “Nasıl anlatabilirim?” diye kara kara düşündüğüm bir durumdu bu.
Bu, öyle tarifsiz bir aşk duygusuydu ki eğer bunu insan bedenindeyken yüzde birini yaşamış olsaydınız kalbiniz dayanamazdı. O anda sedece sevmiyordunuz, bundan daha fazla seviliyordunuz da. Saf, karşılıksız, insan üstü, algı ötesi bir sevgi…
Kız / erkek arkadaşınız, çocuğunuza, ailenize karşı olan sevginizi düşünün ve bunu milyarla ve tekrar milyarla ve tekrar milyarla ve sonsuzla çarpın. Bu duyguyu bir kere yaşarsanız, hayatınız boyunca yaşayacağınız dünyevi tüm sevgilerin size sahte ve anlamsız geleceğine emin olabilirsiniz. O huzur ve “arınmışlık” duygusuyla, ne ailenizin, ne sevdiklerinizin ne dünyada çektiğiniz acıların ve sıkıntıların hiç bir önemi kalmıyor. Birinci maddeyle bağlantılı olarak, zaten o anda dünyevi bilinciniz zaten birer “rüya” olarak kalmış durumda. Daha açıkçası, o huzur duygusunun yanında her şey ama her şey önemsiz.

Neler olduğunun farkında mıydınız? Işık gördünüz mü?
Bu uyanma, aşk ve arınmışlık duyguları içinde başka bir gerçeklik seviyesinde olduğumun farkındaydım. Bu noktada “benlik” duygusu da kaybolmuş, yerine bir “O” gelmişti.  Sanki “ben” hiç olmamıştım, aslında hep O’na aittim ve şimdi tekrar O’na geri dönmüştüm.  Ancak henüz O’nun ne olduğunu anlayamamıştım. Belirli bir süre sonra O’nu yukarıda büyük ve çok güçlü bir ışık hüzmesi olarak görmeye başladım. Rengi altın sarısı ile beyaz arasındaydı. O anda onun çok güzel olduğunu, herşeyi bildiğini ve O’ndan başka bir şey olmadığını “bildim.”
Bir süre ışık hüzmesine derin aşk, huzur duygusuyla baktıktan sonra, bir anda deneyimin başlangıcındaki hissin tam tersi meydana geldi. Benliğim bir anda çekilerek, büyük bir hızla bedenimle tekrar bütünleşti. Bu öyle bir hızla oldu ki, yattığım çekyattan sıçrayarak kalktım.

Uyandıktan sonra neler hissettiniz?
NDE deneyiminden sonra birkaç dakika kadar kendime gelemedim. Hala biraz önce yaşadığım algı-ötesi deneyimin etkisindeydim. Bu “güzel” deneyimimi uzun yıllar kimseyle paylaşmadım. O yaz akşamı bana ne olduğunu düşünmediğim bir gün bile yoktu. Ne var ki, o dönemde internet çok yaygınlaşmadığı için nasıl araştıracağımı bilmiyordum. Aslında neyi araştırmam gerektiğini bile bilmiyordum. Bu bir astral beden seyahati miydi yoksa bilincimin bir oyunu muydu?

Ne zaman tam olarak size neler olduğunun farkına vardınız?
2009 yılında bir süreliğine unuttuğum bu deneyimi tekrar araştırmak için kolları sıvadım. Fakat nereden başlamalıydım? İnternet, cevabı bulmak için doğru bir platform olabilidi. Bu yüzden Google’den, yaşadığım deneyimin en güçlü hissi olan “aşk” ve “huzur” ile arama yapmaya başladım.
Yerli kaynakları unutun, olsa olsa bununla ilgili yabancı kaynaklar olabilirdi. Bunun için Google’dan “deep feeling love”, “strange experience” kelimeleri ile yaptığım aramanın ilk sonuçlarında cevabı buldum. Yaşadığım deneyim bir Near Death Experince / Ölüme Yakın Deneyim’di. NDE yaşamış kişilerin anlattıklarını okudukça gözlerime inanamadım. Herkes aynı şeyleri anlatıyor, hatta anlatırken bile aynı kelimeleri kullanıyordu. Kendi deneyimimden dolayı sanki kişinin bir sonraki paragfta ne yazacağını bile tahmin ediyordum.
Yıllarca en yakın ihtimalin “Astral Beden Seyahati” olduğunu sandığım deneyimim bir ölüm ötesi deneyimdi. Şaşırmıştım, heyecanlanmıştım.
NDE yaşayan insanlar hastenede kalbi bir süreliğine duranlar, üzerine yıldırım düştükten sonra bir süre bilincini kaybedip tekrar hayata döndürülenler vardı. Kısacası herkesin ortak noktası ölüme yaklaşmış olmasıydı.

Emine Elgün

Deneyim tarihi: Temmuz- 1996

Deneyimi yaşadığınız zamanki yaşı: 37

Şehir: İstanbul

Meslek: Öğretmen- Yazar

Deneyimi yaşadığınız dönemde nasıl bir ruh hali içindeydiniz?

Çocukluğumdan, ışığı gördüğüm 37  yaşıma kadar korkuyu çok yoğun yaşadım. Babamla başlayan korkularım, elinden sopası eksik olmayan ilkokul öğretmenimle ve sonra yatılı öğretmen okulu müdürüyle, en son olarak da eşimle devam etti.

Eşimden ayrılmak istiyor, ama asacak, kesecek korkusuyla bunu ona söylemeye cesaret edemiyordum. Beynim bana emekli olmayı beklemekten başka çarem olmadığını söylüyordu. Böylece sancılar içinde 15 yıl geçti. En güzel yıllarım heba olup gitmişti. Gencecik yaşımda , hayatımın ve mesleğimin baharındayken emekli olmayı düşünmek yapıma hiç uygun değildi. Çünkü mesleğimi aşk derecesinde seviyordum. Lakin bir yandan da yürütemiyordum artık. Yapamıyordum. Baş dönmelerim sıklaşmıştı. Yolda yürürken zorlanıyordum. Sınıfta bayılmaya başlamıştım. Radikal bir krizle karşı karşıyaydım. İki seçeneğim vardı bu durumda. Doğada yaşayan diğer canlı türleri gibi, ya yok olup gidecektim; ya da sınırlarımın üzerine çıkıp sıçrama yaşayacaktım. Ölmekten korkmuyordum. Yaradana tam teslimdim. O benim için benim hayrıma olmayacak bir şeyi yaratmazdı. Bundan emindim. Beni çok sevdiğinden emindim. Yaşadığım kabuslu gecelerde göğsüme yayılan kocaman huzur dalgasının O olduğunu biliyordum. Bana ‘KORKMA!. Diyordu. ‘BEN BURADAYIM.’ Sesini duyuyordum. Lakin korkuyordum. Hem de çok korkuyordum. 15 yıl boyunca her gece ‘Allah’ım beni yanına al,’ diye dua ederek uyudum. Sabahları yaşadığımı görünce hayal kırıklığı yaşıyordum.

İstemediğim halde emeklilik dilekçemi verdim ve yaz tatiline girdik. Eşimden kurtulma düşüncesinin verdiği rahatlık, öğrencilerimden, sevdiğim şehirden, evimden ayrılacak olmanın getirdiği hüznü ve acıyı bir nebze olsun hafifletmişti. Lakin korkularım olanca şiddetiyle devam ediyordu. Eşime hissettirmeden bu şehri nasıl terk edecektim?

O sırada bir arkadaşım bana bir kitap tavsiye etti. Kitabın adı: ‘Üzüntüyü Bırak, Yaşamaya Bak..’ Kitabı almak üzere kitapçıya gittim. Orada çalışan bir kız, ‘Size öyle bir kitap vereceğim ki, hayatınız değişecek,’ dedi. Şaşkınlıkla baktım kızın yüzüne. ‘Bu kız, hayatımı değiştirmek istediğimi nereden biliyor?’ dedim içimden.

Rabbim dilerse, dilediğine veriyor. Ya bir kitap, ya bir insan ya da başka bir şey göndererek hayatları kurtarıyor.

Teşekkür edip kitabı aldım ve eve gelip vakit kaybetmeden okumaya başladım. Kitabın sonlarına doğru okuduğum üç cümle, oturduğum yerden zıplamamı, çığlıklar atmamı sağladı. İşte bu!..İşte bu!.. diye haykırıyordum. Sanki yeni bir şey keşfetmiş gibiydim. İnsanlık adına yeni bir buluş. Suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimet’in Buldum!..Buldum!.. deyip bağırarak banyodan fırlaması gibi. O andan sonra hiçbir şey aynı olmadı hayatımda. Okuduğum o üç cümleyle tüm korkularım bir anda bir sn. gibi kısa bir zamanda bitti. Cümleler aynen şöyleydi:

“Tanrı bize korkunun değil, güç, sevgi ve sağlam bir aklın ruhunu verdi. Korktuğunuz biri mi var? Tanrı bizimleyse kim bize karşı olabilir?” %100 Düşünce Gücü sf: 181, Jack Ensıgn Addıngton

Işığı görme hikayenizi paylaşır mısınız?
Yaşadığım deneyim ruhsal olduğundan anlatması çok güç. Çünkü anlattığımda bu zihinsel olacaktır. Ancak okuyanlara katkı olması sebebiyle o anda algıladıklarımı anlatmak istiyorum.

O üç cümlenin bitiminde neler olduğunu ,nereye gittiğimi bilmiyorum. Daha sonra aynı şeylerin deneyimlendiği kitaplar okumuştum. Yaşadığım, astral seyahatti. Bedenimden ayrılma durumuydu. Zihin ötesiydi. Bu deneyimi salt ruhumla yaşadığımı biliyorum.

Kocaman bir yuvarlak var. Orası evren. Evrendeki her şey orada. Tüm yaratılanlar, insanlar, bitkiler, ağaçlar, hayvanlar, hatta cansızlar bile. Hepimiz Yaratıcımızın etrafındayız. Evreni yaratan Yaratıcımızın. Dolayısıyla O’nun evreni kaplaması gerekir. Ama O da orada. Evrenin içinde. Diğer her şeyle beraber. Saf ve koşulsuz sevgi ile sarılmıştım. Bunu anlatmam için kelimeler aciz kalır. Bu, bu dünyada yaşanması mümkün olmayan bir sevgiydi. Sevgiyle birlikte derin bir şefkatti algıladığım. Tüm duyguların, düşüncelerin ötesinde bir şeydi. Ait olduğum yerdi. Evimdi. Gerçek evim Oraya gitmek için çaba göstermeme gerek yoktu. Zaten benimdi o. Korkularımdan, acılarımdan, sancılarımdan sonra ulaştığım yerdi. Sonsuz bir güven algıladım.

Hislerinizi nasıl tanımlarsınız?

Bu zihin ötesi bir şeydi. Organlarımın yapabileceğinin daha fazlasıydı. Algının boyut değiştirmiş haliydi. Herşey benim içimdeydi. Ve ben diğer her şeyin içindeydim. Daha önce hissetmediğim şekilde özgürdüm. Canlıydım. Fizik bedenimle algılayamadığım şeyleri algılamaya başlamıştım. Gerçekten var olduğum deneyimdi bu. Rüyadan uyanıştı. Hakikatte , hakikatle birlikte var olmaktı. Safliktı.

Algıladığım şey, var olmanın coşkusuydu. Yargı yoktu, hüküm yoktu.

Hepimizin BİR olduğumuzu algıladım. Bizler Yaratıcımızla birlikte BİR’dik ve BÜTÜN’dük. Birbirimizden farkımız yoktu. Orada hepimiz eşittik. Aynı sevgiyle sarmalanmıştık. Yaradanın kendimden farkı olmadığını algıladım.

Orada üstünlük yoktu.

Diğer her şey, benim devamım gibiydi. Benden farklı değildi.

Herşey OL’ma halindeydi. Yalnızca VAR OLMA..Var olmak için çaba gerekmiyordu. Yalnızca vardık ve oradaydık.

Orada saf ve koşulsuz sevgi vardı. Varlıkların sorunları, acıları, yargıları yoktu.

Hepimiz saf sevgiyiz. Bütünden geliyorsak ve ona dönüyorsak başka türlü olabilir miyiz? Bunu anlamak demek,  asla korkmamak demekti. Çünkü korku yoktu. Sevgi olmakla gerçek BEN olmak aynı şeydi. Biz saf sevgiyiz. Bu dünyaya bunu öğrenmeye, bunu bilmeye geldik. Bilmemiz gereken tek gerçek bu…Diğer bilimler bu gerçeğin ışığında var olup, vücut bulabilir ancak.

Hayatı korkusuzca yaşayabilmenin tek yolu kim olduğun gerçeğini bilmekte yatıyor.

Biz Sevgiyiz. Ruhumuz SEVGİ..Her birimiz SEVGİ nin şefkatli kollarındayız. BİR’iz. BÜTÜN’üz.

Sonsuza kadar orada kalmak isterdim. Lakin geri döndüm. Bu benim seçimimdi aslında. Bunun farkına sonradan varmıştım. Dönmemin nedeni, bu dünyada yaşamak isteyip de yaşayamadığım ve yarım kalan şeylerdi bana göre : Bunlardan birisi, aşk derecesinde sevdiğim öğretmenlik mesleğimdi. Diğeri de yıllarca hayalini kurduğum aşk..

Bunlar benim nedenlerimdi. Sanırım hayatın da dönmemle ilgili nedenleri vardı. İnsanlara ‘Uyanın. Siz KORKU değil, SEVGİSİNİZ.’ dememi  istiyordu hayat. Bunun, benim misyonum olduğunu anladım. Döndükten 4 yıl sonra aynı adla kendi hayatımı anlattığım kitabımı yazdım. Bu kitabımla insanlığa ve özellikle korku toplumu olduğumuzu düşündüğüm ülkemin insanlarına ışık olmak istedim.

Deneyim sırasında kendiniz hakkında önemli bir mesaj aldınız mı?

Evet. Aldığım en önemli ve hayati mesaj, korkunun gerçekte olmadığıydı. O bizim zihnimizin yarattığı bir illüzyondu sadece.

Bu deneyimi yaşamamış olanlara iletmek isteyeceğiniz bir mesaj var mı?

Evet, tabii. KORKU YOKTUR!. Biz SEVGİYİZ. Ruhumuz saf sevgiden yapıldı. Yeryüzündeki canlı, cansız her şey saf sevgi. Biz Yaratıcımızla bütünüz. O’nun ruhunu taşıyoruz. O’ nunla Biriz. Kimsenin kimseye karşı bir üstünlüğü yok. Hepimiz eşitiz.

Dünyanın herhangi bir yerindeki bir rahatsızlıktan etkilenmemizin nedeni, BİR olmamız. Aynı ruhu taşıyor olmamız. Bir arkadaşımız için düşündüğümüz şeyin aynen bize geri dönmesi, onunla gerçekte BİR olduğumuz için. Ektiğimizi biçmemizin nedeni bu. Lakin bilmekle idrak etmek farklı şeyler. Işığı görmekle görmemek arasındaki fark gibi..

Yaşadığım deneyimi yaşamanız için benim gibi dibe vurmanız gerekmiyor. Bu dünyaya gelme nedenimiz, Yaratıcımızla ve tüm evrenle BİR ve BÜTÜN olduğumuzu bilmek. Bunu çalışan aklın da idrak edeceğine inanıyorum. Lakin, bunu idrak etmek için Yaradan’a tam teslimiyet şart. Bunu kendimden biliyorum. Kölelik zihniyetiyle bu mümkün olamaz.

Hayırda ve şerde yalnızca Allah’a teslimiyet şart. Dünyanın kurtuluşu buna bağlı. Kapitalizmin yarattığı kölelik bittiğinde, insanlar kendini bildiğinde, yalnızca HAYATA güvendiğinde mutlu bir dünya yaratabiliriz.

Tam teslim olduğumdandır ki, Aydınlanmayı yaşadım. Yani ışığı görmeden önceki ön hazırlığımdı bu…Diğer bir deyişle ruhum buna hazırdı. Bunu önceki hayatımdan getirdiğime inanıyorum.

“Allah dilediğine verir” ayeti burada benim için geçerli oluyor. Lakin bana torpil yapılmış değil. Ben ruhen hazırdım buna.

Bu deneyim hayatınızı nasıl etkiledi?

Işığı görmezden evvel de, yaratılan her şeye son derece merhametle yaklaşan biriydim. Bir çiçeği dalından koparamazdım. Canının acıyacağını düşünürdüm. Birinin acısını taa yüreğimde hissederdim. TV’de şiddet, taciz sahnelerine bakamaz, öbür kanala geçerdim. Gazetelerin 3. Sayfalarını okuyamazdım. İçim acıyla dolardı. O insanlar, özellikle tacize uğramış, öldürülmüş kadınlar için içim kan ağlardı. Şu ana kadar onlar için bir şey yapamadım. İstedim de yapamadım aslında. Olmadı. Kitap yazdım. Kitabın geliriyle sığınma evi yaptırmayı düşündüm. Lakin istediğim geliri elde edemedim. Şu anda o kitap biraz değiştirilmiş haliyle yeniden ve bir editör eşliğinde yazıldı. İyi bir yayınevi ve senarist bulmaya çalışıyorum. Film olması için. İstediğim, şiddet gören, tacize uğrayan ve hayatını kaybeden kadınlar için öncü olmak…

Bunun hem avantajı hem de dezavantajı var. Ben ikisini de yaşıyorum. Avantajı şu: İnsanların görünmeyen diğer yüzlerini gördüğüm için başıma bir şey gelmeden kendimi koruyabiliyorum. O an hissetmesem de sonradan mutlaka rüyamda görüyorum. Algılarım açık olduğundan hayatı mantığımla değil, sezgi gücümle algılıyorum. Alacağım kararlarda da bu etkili oluyor. Dezavantajı da şu: İnsanların diğer yüzleri canımı acıtıyor. Dost olmak isterken vazgeçip içime dönüyorum. Kabuğuma çekiliyorum. Arkadaşlarım gibi gündelik hayatın getirdiklerini somut bir şekilde yaşamakta zorlanıyorum. Yüzeysel ve günlük meselelere odaklanmak yerine, önemli düşüncelerin ve gördüğüm şeylerin muhakemesinin peşinden gidiyorum. Hayat benim için ancak o zaman anlam kazanıyor. Açıkçası hayatın sıradanlığına uyum sağlamakta zorlanıyorum.

Safiye

Deneyim tarihi: 11.10.2012

Deneyimi yaşadığı zamanki yaşı: 24

Deneyimin yaşandığı şehir: İstanbul

Cinsiyet: Kadın

Meslek: Muhasebeci

O dönemde nasıl bir ruh hali içindeydiniz?
10 Ekim 2012 günü sabaha karşı 04:00 civarında gelen telefonla kuzenimin motor kazası geçirdiğini öğrendim ve doğruca hastaneye gittik. Durumu ile ilgili bilgiyi ancak bir arkadaşımın hemşire olması ve yoğun bakım ünitesine girip artık bir şeyler öğrenmemiz gerektiğini söylemesiyle aldım. Çok kritik olduğunu yaşama şansının çok düşük olduğunu, gene de mucize diye adlandırılan bir durumda olabileceğini söyleyip umudumu yitirmemek için teselli edildim. Geceyi acil kapısında geçirdim, gündüz olduğunda ailem tarafından dinlenmem için zorla eve gönderildim.

Işığı görme hikayeniz nasıl gelişti?
Eve geldiğimde tekrar hastaneye geri dönmek için hastaneye gidecek olan aile bireylerinden birini beklerken uyuyakalmıştım. Normal şartlarda uyanma problemi yaşayan biri olmama ve o yorgunluğa, uykusuzluğuma rağmen ismimin tek seferde söylenmesiyle uyanmam bir oldu ve yaşadığım şeyin rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu anlamakta aşırı derecede güçlük çektim. Gerçek olamayacak kadar güzel, rüya olamayacak kadar da gerçekti.
‘Sözde’ rüyamda yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren kuzenim mükemmel derecede güzel, sanırım hayatı boyunca olmadığı kadar mutlu ve bana da hissettirdiği tarif edilemez huzuruyla ‘Sen durumu biliyorsun lütfen herkese söyle ben burada çok mutlu ve çok iyiyim. Kimse üzülmesin benim için,’ çok yumuşak bir şekilde gülümsemesiyle bu cümleyi kurdu. Ve ne yazık ki o cümleden 5-10 saniye sonra adımı duyup uyandım.

Ağırlıklı olarak hissettiğiniz duygu neydi?
Bir süre kendime gelemedim çünkü verdiği mutluluk, huzur tarif edilemeyeceğim kadar fazlaydı. İlk başta üzüntümden ve yorgunluktan bilinçaltımın bana gösterdiği bir rüya olduğunu düşünüp üstünde durmadım. Ama bir türlü ne görüntüsü ne mutluluğu aklımdan çıkmıyordu. İki gün boyunca bir yandan üzülüp bir yandan da gördüğüm şeyi düşünüyordum. Kesinlikle rüya olamazdı. Evet zaman diye bir şey yoktu o anda ama birbirimize yakın duruyorduk ve varlığını hissetmiştim, oradaydı bembeyaz bir yerin içinde pırıl pırıl (ama simli falan değil) beyaz yerlere kadar uzanan elbisesiyle karşımdaydı. Sesini duydum öyle normal zamanlarda rüyalarda duyulan gibi yankılı değildi, normal ses tonuydu tek farkı bu sefer aşırı huzurlu ve mutlu çıkıyordu sesi. Sanki kendi melodisini bulmuş gibiydi.
Sürekli aşırı kelimesini kullandığımın farkındayım lakin bu tarif edilemeyecek türde bir aşırılık. Hiç yanından ayrılmamak, hiç susmamasını istemek, o olduğun kocaman bembeyaz boşluktan hiç gitmemek istiyorsun. Hayatımın hiç bir anında o anda yaşadığım duyguları yaşamadım. Umarım tekrar yaşarım o duyguları.
Ve son olarak o birlikte büyüdüğüm hayatımın her evresinde gördüğüm Melek’imi o günden beri ne zaman düşünsem sadece ve sadece o andaki haliyle hatırlıyorum. Beynimde başka hiçbir görüntüsü kalmadı. Orada hep mutlu olması dileğimle…

Deneyim sırasında ışık gördünüz mü? En baskın hissiniz neydi?
Tam olarak tarif edemesem de öyle tahmin ediyorum ki elbisesindeki pırıltı ışıktı. Keşke yaşadığım o ufacık andaki mutluluğu, huzuru anlatabileceğim kelimeler olsaydı, seve seve herkesle paylaşmak isterdim. Konuştuğum kişi yoğun bakımdaydı, bilinci tam kapalıydı ve 3 gün sonra vefat etti.

Bu deneyimi yaşamamış olanlara iletmek isteyeceğiniz bir mesaj var mı?
Tek söyleyebileceğim şey hayatta ve hayat sonrasında korku kadar gereksiz bir duygu yok. Hiçbir şeyden korkmayın. Hele ölümden asla, anladığım kadarıyla ondan sonrası buradan kat kat fazla güzel. Ve oradakiler mutlular.

Menekşe     

Deneyim tarihi: Nisan 2015

Deneyimi yaşadığı zamanki yaşı: 29

Deneyimin yaşandığı şehir:İstanbul

Cinsiyet: Kadın

Mesleği: Turizmci

Ölüme Yaklaşma Deneyimi’nizi nasıl anlatır mısınız?
Deneyim sırasında, uçurumun kenarında beyaz bir sandalyede oturuyordum ve önümde yemyeşil bir deniz ve denizin icinde milyonlarca sayıda siyah balık vardı. Deniz inanılmaz berraktı ve parlıyordu. Sonra yanıma bakmak için kafamı döndürdüm ve buradada yanlızım diye düşündüm. O esnada birden hızlı bir şekilde sandalyemden havalanarak gökyüzündeki ışığa doğru yükselmeye başladım. Işık inanılmaz parlaktı ve gokyuzunun tam ortasında sanki boşluk vardı ve ben o bosluga dogru ışık hızıyla yükseliyordum. Işık  o kadar guzeldi ve bir o kadarda çekici ama o esnada biranda daha yapmam gereken cok şey olduğunu ve annemin beni merak edecegini düşündüm ve yukarı çıkmak istemedigimi düşündüm ve kendimi zorla aşağı ittirmek için uğraştım ve biranda inanılmaz hızlı bir şekilde aşağı dogru dustum. Saniyeler icinde kumsalın kenarındaydım ve o kadar yuksekten düşüp bacaklarımın kırılmaması beni şaşırttı.

Deneyim sırasında kendiniz hakkında önemli bir mesaj aldınız mı?
Kesinlikle daha faydalı ve daha iyi bir birey olmak için daha çok çabalamam gerektiğini düşündüm.

Bu deneyimi yaşamamış olanlara iletmek isteyeceğiniz önemli bir mesaj var mı?
Hepimizin ışığın bir parçası olduğumuzu düşünüyorum. Yaşarken bunu farketmesek de ve bu dunyada karanlıklar ve kötü şeyler olsa bile, bu gezegen dışında sürekli iyi şeylerin oldugu başka bir boyut var. Hayattayken ki bu kısa bir süre sonsuzluğu düşünecek olursak, kendimizi daha iyi şeyler yapmaya yöneltmemiz ve daha iyi bir birey olmak için çabalamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu rüyayı ve mesajı gördüğüm için kendimi şanslı insanlar arasında hissediyorum. 

Elvin

Deneyim tarihi: 2009

Deneyimi yaşadığı zamanki yaşı: 32

Deneyimin yaşandığı şehir: İstanbul

Cinsiyet: Kadın

Meslek: Yönetim Danışmanlığı

O dönemde nasıl bir ruh hali içindeydiniz?
Babam ve geçmişte çok sevdiğim biri kanserdi; amcamı da yakın zaman evvel yine kanserden kaybetmiştim ve onları bir daha asla göremeyecek olma fikriyle barışamıyordum. Bu nedenle meleklerle ilgili 6 haftalık kapalı bir gruba verilen (re iki inisiasyonu almış kişiler) bir eğitime katıldım. Sıra Azrail ile tanışmaya ve onu doğru anlayarak iletişime geçmeye geldiğinde ölüm korkum ağır bastı ve meditasyonu yapamadım. Ölüm ile de ilk o gün tanıştım.

Ölüme Yaklaşma Deneyimi’nizi nasıl anlatır mısınız?
Rüyamda yatağıma uzanmış ölümden ne kadar korktuğumu düşünürken Azrail yanıma gelip alnıma yavaşça dokundu. ‘Ölümü önce anlaman lazım…’ dedi. Bir anda gözümdeki ışık sönmeye, etrafımda olanları karanlık bir perdenin arkasından bakar gibi görmeye başladım. An ve an ruhumun bedenimden çekildiğini hissettim. Ve kendimi yıldızlı bir gökyüzünde buldum. Garipti. Bir boşlukta gibiydim, daha çok aslında bir hiçlikti.
Ne cismim vardı ne de varlığım… Hiçliğin içinde önce panikledim, ne yapmam gerektiğini bilemedim. Sonraları hiçlik duygusu huzur vermeye başladı, hiçliğin içinde var olmanın bir bedenle var olduğunu zannetmekten ne kadar uzak ve güzel olduğunu tatmaya başladım.

Beyaz bir ışık gördünüz mü?
Tam o sırada gökyüzünde bir mavi parlama oldu ve Mikail bana vakit gelmedi dedi. Tanrı’nın bana ikinci bir şans lütfettiğini söyledi. Koparıldığım düşe geri dönme sevinci tüm benliğimi sararken ete kemiğe bürünmeye başladım.

Deneyim sırasında kendiniz hakkında önemli bir mesaj aldınız mı?
Evet, hayattaki amacımı gördüm. Bu amaç ciddi bir sebat ve sessizlik yemini gerektirdi ama artık yolumu bulduğum için huzurluyum. Yaşarken de ölmek ve tekrar tekrar doğmak mümkündür; ancak bunun için sevgiyle köklenmek esastır.

Bu deneyimi yaşamamış olanlara iletmek isteyeceğiniz bir mesaj var mı?
Ölüm bir son değil, hakikat yolunda bir sonraki adıma başlangıçtır; ondan korkmak da onu çağırmak da hakikatle bağdaşmamaktadır. Tüm sınavları ve çileleriyle birlikte hayal dünyası addettiğimiz hayatın da çok derin bir anlamı ve deneyimlerimizin ortak paylaştığımız üst bilince sonsuz bir katkısı (ve şifa gücü) vardır. Hepimiz değerli ve anlamlı, hepimiz biriz. Bir olana aşk ile bağlanarak, sevgiyi, inancı ve umudu yeşerterek yaşamak, hep negatif yönleriyle korku sarmalına çevrilmiş dünyada göz ardı ettiğimiz sonsuz bir lütuftur.

DR EBEN ALEXANDER III ANLATIYOR

Dr. Eben Alexander III, 25 yıllık akademik kariyerini sinir ve beyin cerrahisi üzerine yapmış bir bilim adamı. 15 yıldır Boston’daki Brigham & Women’s Hospital and Harvard Medical School’da çalışıyor. Travma, beyin tümörü, anevrizma, beyin kanaması gibi vakalar en çok karşılaştıkları. Beyin ve sinir cerrahisi üzerinde eğitimi boyunca inançlı insanların ‘ruh’ olarak tanımladığı şeyin beynin kimyasının oluşturduğu bir durum olduğunu düşünmüş biri O. Near Death Experience’ı ilk açıklaması, bu durumu yaşan insanların gerçek sandığı ama aslında her şeyin beynin stress altında ürettiği fantezilerden ibaret olduğu yönendeymiş. Ta ki 10 Kasım 2008’de kendisi de komada yatan bir hasta olana kadar. Bakteriyal menejit teşhisiyle yoğun bakım ünitesinde uzun zaman geçiren doktor yedi günün sonunda tam doktorlar ondan ümidi kesmişken gözlerini açmış. Doktorlara göre bu tam bir mucizeymiş. Ama asıl mucize uyandıktan sonar anlattıkları. Çünkü Dr. Alexander, yedi gün boyunca ruhunun bedeninden çıkıp tüm dünyayı dolaştığını anlatmış. Bu yolculuktan önce her türlü durumu bilimle açıklayan doktor ölümün bir son olmadığına inanmaya başlamış. Hatta bu konuda birde kitap yazmış.

ELIZABETH TAYLOR ANLATIYOR

Larry King’in CNN’deki programına konuk olan ünlü oyuncu ameliyat masasındayken beyaz ışıklı bir tünelden geçip vefat eden eski eşi ve hayatının aşkı Michael Todd ile nasıl karşılaştığını anlatmıştı. Gittiği yerde Todd ile kalmak istediğini söyleyen Taylor, eşinin onu tekrar hayata dönmesi konusunda ittiğini söylemişti. “Bir kere ölüme çok yaklaşmıştım ve ışığı gördüm. Sonrasında bundan söz etmek çok zordu, çünkü kulağa çok acayip geliyordu. 50’lerin sonlarıydı, Mike’ı gördüm (Taylor’ın üçüncü kocası. 1958 yılında bir uçak kazasında ölmüştü). Uyandığımda  odada 11 kişiydik. Beş dakika kadar sürdü galiba. Sonra beni geri yolladılar. İnsanlara bunu anlattığım zaman, bunun çok tuhaf olduğunu ve hikayemi kendime saklamamı söylediler. Ben de uzun süre öyle yaptım,” diyor Taylor.

SHARON STONE ANLATIYOR

Oprah Winfrey’nin programında geçirdiği beyin ameliyatıın anlatan Stone, ameliyat masasında yaşadığı ışığı görme olayını ve bu olayın hayatını nasıl değiştirdiğini şöyle anlatmıştı: “Beyin ameliyatım sırasındaydı. Ruhumun ruhumun vücudumdan çıktığını hissettim. Ameliyat masasında yatan bedenime baktım yukarıdan. Şimdi garip geliyor ama uzakta bir ışık gördüm ve ona doğru yürüdüm. Gittiğim yerde bir sürü insan vardı. İlginç bir şekilde kendimi çok iyi hissettim. Ölümün aslında bir nefes uzaklıkta olduğunu fark ettim o an. Ve de korkulacak bir şey olmadığını. Çok güvenli hissediyordum ve oldukça sakindim. Zamanımın gelmediğini söylediler ve geri döndüm.”

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK ANLATIYOR

2012 yıılnda geçirdiği mide ameliyatı sırasında Ölüme Yakın Deneyim yaşadığını Saba Tümer ile yaptıkları programda anlattı. Öztürk şöyle dedi: “2012 yılında olduğum mide ameliyatı sırasında sınıra gittim. Teslimiyetimi bildirdim. Ben 60 yaşını geçmiş bir adamım. Hayatımı zaten öbür taraf için yaşadım. Tamam, dedim geldim. Dediler ki hoşgeldin. 3 saat 45 dakika kalmışım ameliyatta. Bu süre içinde 50 yılda biriktirdiğim 18 soruma yanıt aldım. Benim için çok önemliydi. Ama tülün diğer tarafına geçmeyeceksin dediler. Dön ve hayatına devam et.”

BU YAZI DAHA ÖNCE GEO TÜRKİYE DERGİSİNDE YAYIMLANMIŞTIR, 2017

0 Replies to “BİR IŞIK VAR MI? KİM GÖRÜYOR? NEDEN?”