KİTAP PEŞİNDE DÖRT SEYAHAT

Edebiyat hayatımda hep baş köşede ama onunla birlikte ilerleyen bir de yolda olmak, seyahat etmek var…  Tüm boş vakitlerimde özellikle tecrübe biriktirebileceğim seyahatler yapmaya çalışıyorum. Seçtiğim şehirler hep merak ettiğim konularla ilgili. Sanatın, inancın, yemeğin, edebiyatın ve müziğin peşinden gidiyorum. Her gittiğim yerde de yolum kitaplara çıkıyor. Bir kütüphane, bir kitapçı, bit pazarının kitap bölümü ya da kitap okumak için en ideal ortam beni buluyor. En sevdiğim birkaç durak belki size de ilham verebilir.

SANTORINI
Kitap kokusu nerede olsa gelir burnuma. Birkaç ay önce kısa bir tatil için gittiğim Santorini’de de öyle olmuştu. Romantik turistler en iyi açılardan fotoğraf çektirmek için uğraşırken, birkaç satin sonunda adada sıkıntıdan patlayan benim karşıma iyi ki @atlantisbooks çıktı. Tam bir piyango. Santorini’de bulunan pek çok tarihi bilgi, efsanevi Atlantis uygarlığının buralarda yaşamış olabileceğini söylüyor. Dahası Santorini’liler buna cidden inanıyorlar. İşte bu yüzden adanın en önemli kitapçısının adı @atlantisbooks Oia’daki dar sokaklardan birinde aşağı doğru inen merdivenleri takip edince ulaşıyorsunuz bu gizli cennete. Sadece her dilden kitaplar değil haritalar, eski fotoğraflar da nefis. Yunan adaları üzerinde pekçok kitap var. Manzaradan ve romantizmden kafasını kaldırabilenlere tavsiyemdir.


TEBRİZ
Bence İran’a tek bir yolculuk asla yetmez. Biri yemek için olmalı biri de edebiyat peşinde. Şiraz, İsfahan, Yezd, Kum, Tahran rotasını yaptığım bir seyahatte Tebriz’e gidemediğim için çok üzülmüştüm. Bir bavul dolusu kitapla dönmüştüm İstanbul’a. Yetmedi. Ertesi yıl sadece Tebriz için bir bilet daha aldım. Yolculuğun amacı Mevlana ile Şems’in buluştuğu sokağı görmek ve bir yolunu bulup Şems’in el yazmalarının olduğu kütüphaneye gitmekti. Tebriz’li arkadaşlarım ilk isteğim karşısında çok güldüler çünkü ikilinin yaşadığı cadde şimdilerde manifaturacılar çarışısıydı ve onların anılarından eser yoktu. Olsun dedim ve bir günü oralarda dolaşarak geçirdim. Tebriz Üniversitesi’ne bağlı Tebriz Merkez Kütüphanesi’ne gitmek bile bir turist için izne tabiyken ben özel el yazmalarının saklandığı Hazineler bölümüne girmek istiyordum. Kolay olmadı. Çok yukarılardan özel izinler alındı. @hittheroadwithmari olmasa hayaldi. Hazineler bölümü kütüphane binasının bodrum katında. Bir kasaya giriyormuş gibi korunuluyor. İçeride ısı ve nem ayarı var. Şaka değil binlerce yıllık el yazmalarından söz ediyoruz. Neler yok ki, ilk astoromi kitabından, Farsça ilk yemek kitabına, seyahatnamelerden anı kitaplarına… Ve tabii ki Şems’in el yazmaları. @afsaneh.ya bölümün yöneticisi. Misafir geleceğini haber verdiklerinde zengin ve şımarık Amerikalı turistler olduğumuzu sanmış. “Ne anlarlar ki,”  demiş içinden. Türk olduğumuzu görünce pek sevindi. Özellikle ilgilendiğim konuyu duyunca daha da mutlu oldu. O da pek severmiş Şems’i. El yazmalarını akıcı Türkçebiyle çevirip beni şoke etti. İki saat diye girdiğimiz kasadan gün sonunda ancak çıkabildik. Kitapların birkaç tanesinin fotoğraflarını paşlaşıyorum ama keşke kokularını da duyabilseydiniz.

ZARAGOZA
Avrupa’nın ortasında bir çöl olduğunu biliyor muydunuz? Birkaç yıl önce Barcelona’dan Zaragoza trenine binene kadar ben bilmiyordum. Duyduğumda ise biraz küçümsedim. “Ne kadar geniş olabilirdi ki, sonuçta Avrupa’daydık.” Zaragoza yakınlarındaki çöl meğerse hiç de küçük değilmiş. Ama konumuz çöm değil çölün ortasına kurulmuş olan balon otel. Fotoğraflar işte bu otelden. Balonların her biri bir oda. Çöle doğru bakan tarafları şeffaf ve yatağınız da tam da o tarafa doğru konulmuş. Sabah gözünüzü açtığınızda ilk gördüğünüz manzara uçsuz bucaksız hiçlikten doğan portakal gibi bir güneş oluyor. Nefes kesici manzarada güzel bir müzik eşliğinde kitap okumak da çok keyifli. Sonra kitap okumak da yetmiyor ille de bir şeyler yazmak istiyor insan. Hissettiklerini unutmaktan korkuyor çünkü. J

ROMA
Hem ruhuma hem gözüme hem de damağıma hitab eden şehirler genelde İtalya’da toplanmışlar. O yüzden her seyahat benim için başka bir keşif bu ülkede. Özellikle güneyi, Napoli’si, Bari’si, Lecce’si, Scilya’da Taormina ve Cefalu’su… Elbette bir de Roma’sı. Tamam şehir çok tarihi ve nefis bir görsel şölen. İlk görülmesi geken destinasyonlandan. Kitabın yanına en iyi giden kahveler burada. Ama benim seyahat nedenim başka. Her pazar Roma’da kurulan bit pazarı. Bu pazarda aklınıza gelebilecek her şey var. Yine de en muhteşem tezgahlar motor kasklarının satıldıkları ve eski kitaplar… Sadece İtalyanca olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bir tezgahta nefis Almanca klasikler bulduk mesela. İngilizce çocuk kitapları arasında kendimi kaybettim. Ve itiraf ediyorum ki belki bir gün okuyabilirim diye ciltlerine ve fontlarına bayıldığım onlarca İtalyanca kitap satın aldım. Nesne olarak çok güzellerdi. Yolunuz düşerse uğrayın.

BU ÖNERİLER DAHA ÖNCE KALEM AJANS’IN INSTAGRAM HESABINDA SALIBENDE ETİKETİ İLE YAYINLANMIŞTI. 2019

0 Replies to “KİTAP PEŞİNDE DÖRT SEYAHAT”